26 Şubat 2018 Pazartesi

HEMATOLOJİ SORULARI

Hunter dili= pernisyöz anemi

Sağlıklı insanda hemostaz için en az 30 bin trombosit şart!

Splenektomize bir hastada, splenektomiye bağlı sitositoz görülebilir.

Kemik iliğinde, alkol en çok gelişmekte olan eritroid ve myeloid seriyi etkiler.

Kronik alkolikten alınan periferik yayma incelemesinde görülebilecekler:
1- target hücresi
2-spur hücresi
3- segmente NT
4- makrositoz

Kemik iliğinde, eritrositer seride ilk Hb sentezi basamağı: polikromatofil normoblast

5' nükleotidaz eksikliği:
1-hemolitik anemi
2-periferik yaymada cabot halkası
3-eritrositte bazofilik noktalanma

Herediter sferositoz
1-extravasküler hemolitik anemi (splenomegali+)
2-dx: osmotik frajilite testi (düşük doz tuzda hemolize olan RBC)
3- MCHC yüksek (36'dan büyük)
4-RDW artmış (hiperkromatik)
5-tx: splenektomi

intravasküler hemoliz
1-indirekt bilirubin artar
2-LDH artar
3-RBC yarı ömrü azalır
4-periferik yaymada normoblast+

Ewans Sendromu: AI hemolitik anemi + ITP

PNH
1-demir eksikliği anemisi+
2-venöz tromboz+
3-akut lösemi+
4-aplastik anemi

Sideroblastik anemi
1- Fe yüksek
2-Fe bağlama düşük
3-ring sideroblast+
4-ferritin yüksek
5-HbA2 az
6-dx: kemik iliği aspirasyonu

PNH; ALP'yi yükseltmez!

SCD
1-hipokside taktoid ve kristal oluşturur

primer myelofibroz:
1-RBC'de gözyaşı damlası
2-kemik iliği aspirasyonunda partikül gelmiyor

Multiple myelom
1- Ig ağır zinciri, tübüler hasar oluşturur ve böbrek yetmezliği yapar

LAP aktivitesi artmış= lökomoid rxn

Philadelphia kromozomu+: ALL ve KML

Burkitt lenfoma
1-t(8;14)
2-lenf nodunda yıldızlı gök manzarası+
3-CT duyarlı
4-B hücre kaynaklı
5-tm lizis S+

KML
1-ALP düşük
2- masif splenomegali+
3-AML'ye dönüşebilir
4-Philedelphia kromozom+
5-infeksiyon sıklığı az

24 Şubat 2018 Cumartesi

Atrial fibrilasyon'da stroke riski skorlamasi


Medulla spinalis yolaklari


Tibialos anterior

Simdi ayaginizi kendinize dogru cekin, sonra da ice donduruverin. Tibbi sekilde, once dorsifleks, sonra da inversiyon yaptirin ayaginiza yani. Tibia'nizin dis yanindaki kas kocaman oldu mu? Iste o kas, ayaginiza inversiyon ve dorsifleksiyon yaptiran tibialis anterior kasi.

Ligamentum nuchae

Kadin dogum'da "nuchal translucency" diye bisey vardir. NT diye kisaltirlar. Bildiniz mi?
Simdi caktim kofteyi ben. O bu ligamentmis meger. 
External oksipical protuberensten C7'ye kadar yapisan ve ardindan asagi dogru supraspinal ligamana donusen hedd yani.




El bilegi


Sonuc: skafoid kemik; TRAPEZIUM, TRAPEZOID, LUNAT ve CAPITAT'la eklem yapiyor.

1 Ocak 2018 Pazartesi

GLİKOZAMİNOGLİKANLAR (MUKOPOLİSAKKARİTLER)

Benim, üniversite 1'deyken GAG diye öğrendiğim hedeler olur kendileri. Golgi sentezliyor, lizozom da onları yıkıyor.
Bu GAG'ların başrol oyuncuları şöyle:
   1- kondroitin sülfat: en bol bulunanı
   2-keratan sülfat: asidik şeker yerine galaktozu var
   3-Heparin: en çok sülfatı olan. Hücre içi, antikoagulan ve lipid temizleyici (LP lipazı aktive ederekten) görevleri olan bir GAG
   4-Hyaluronik asit: Sülfatı yok. Umbilikal kord gibi, primitif dokularda var.
   5-Heparan sülfat: bazal membranda var.
   6-Dermatan sülfat: antirombotik

Anladığım kadarıyla, yapılarında bulundurkları şeyler ve hastalıklarının adları açısından önemli bir konu bunlar.

Yapılarından bahsederek başlayayım.
   -Genelde 2 şekerden oluşan uzun, dalsız, tekrarlayan disakkarittir bunlar; biri asit, diğeri amino şeker oluyor bu 2 şeker arasında.
   -Amino şeker olarak D-glukozamin veya D-galaktozamin bulundurabiliyorlar. Tüm aminoşekerlerin kaynağı glukoz. Amino şekerler; gangliosid, glikoprotein, proteoglikan ve GAG'ların yapısında bulunurken; glikojen yapısında yok.
   -Asidik şeker olarak da D-glukoronik asit veya D-galaktozamin bulunduruyorlar. Ama keratan'da ikisi de yok. Keratanın bunlar yerine galaktozamin'i var.
   -Glukoronik asit, L-glunolakton oxidaz enzimiyle C vitaminine dönüşebilmesi özelliği açısından değerli. Ne yazık ki insanlarda o enzim yok; ama bitkilerde var. O yüzden C vitaminimizi bitkilerden alıyoruz. Ayrıca, bu şekerin yıkımının son ürünü, L-ksilüloz. Bu da, ksilitol dehidrojenaz enzimi sayesinde pentoz fosfat yoluna giriyor. Eğer bu ksilitol dehidrojenaz enzimi yoksa, bu hastalığın adı esansiyel pentozüri oluyor. Yahudilerde olan bir şey bu; semptomu da yok. Glukoronik asit'in; bilirubin, GAG, ilaç detoksifikasyonu ve C vitamini yapısında olduğunu bilsek iyi olur.
   -Bunların yapısında bir de sülfat var. Sülfat'ı onlara PAPS denen bir molekül veriyor. Sadece hyalüronik asit'in sülfatı yok.
   -Bu GAG'lar nasıl uzayabiliyorlar sorularının cevabı; UDP türevi glukozlarla CMP-NANA'nın onlara glikozid bağlarla bağlanabilmesinde saklı. CMP-NANA da, insan metabolizmasında nükleotid taşıyıcısı monofosfat olan tek şeker olması açısından önemli.

Şimdi de hastalıklarından bahsedeyim: Genelde otozomal resesif. Sadece Hunter sendromu X'e bağlı. Hastalıkları, lizozomların anormallikleri ve bu sebeple GAG'ları yıkamamalarıyla oluşuyor. Biriken GAG'lar da organlarda dolup taşıyor; organomegali yapıyor. Suratı şişiriyor; kaba yüz görünümü oluşturuyor. Eklemlerde birikiyor; iskelet anomalilerine neden oluyor. Beyinde birikiyor, salaklık yapıyor. Şimdi, tip tip sınıflıyorum:
   1- Hurler Sendromu: Burada L-iduronidaz eksik. Tüm o saydığım semptomların yanında bir de korneal bulanıklık vardır. 2 yaşında semptomlar başlar; kalp kaynaklı sebeplerden 10 yaşından önce ölümle sonuçlanır. En ağır mukopolisakkaridozdur.
   1S- Scheie Sendromu: Aynı enzim eksiktir. Hurler'ın hafif formu; yani zeka geriliği hariç her şey bunda da var.
   2- Hunter Sendromu: iduronat sülfataz eksik burada da. Genel olarakn saydığım tüm semptomların yanında bir de retina dejenerasyonu görülür. Ama kornea bulanık değildir. Sağırlık da var.
   3-Sanfilippo Sendromu: Sinir sistemi burada çok etkilenmiştir. Hepara sülfat birikimi görülür.
   4- Morquio Sendromu: Galaktoz-6-sülfataz eksik bunda. İskelet anomalileri ok baskın. Keratan sülfat birikir. İlginç bir şekilde salaklık veya organomegali yok.

Biraz da glikoproteinlerden bahsedeyim. Bunlar, proteinlerin oligosakkaritlere kovalent bağlanmasıyla oluşan proteinler. Bu bağlanma, serin ve treoninin O-glikozid; asparjin'in ise N-glikozid bağıyla birleşmesi şeklinde oluyor. Alanin ise, Hidrojenini bu kovalent bağ içi veren bir amino aist değil. Kan grubu veya plazma protein reseptörleri, glikoproteinlere örnek. Albümin ve prealbümib dışındaki plazma proteinleri de bu gruptan.
   -Glikoproteinlerin yapısında fruktoz olmadığını, L-fukoz olduğunu bilmek gerek.
   -Eğer, glikoz proteine non-enzimatik şekilde bağlanırsa bunun adı glikasyon oluyor: HbA1C ve fruktozamin buna örnek
   -Tunikamisin; dolikol'e şeker bağlanmasını önleyerek; asparjinin N-glikozid bağıyla glukozlanmasını önlüyor.
   -Deoksinojirimisin (glikozidaz inhibitörü) ve Swainzonin (mannozidaz 2 inhibitörü) de glikoprotein oluşumunu önlüyor.
   -Mannosidoz ve I hücre hastalığı da, glikoprotein kaynaklı hastalıklar. Golgideki mannoz-6-fosfat reseptörleri çalışmayınca, lizozomal enzimler lizozom hariç her yere gidiyor ve hastayı bildiğiniz eritiyorlar I hücre hastalığında.

Şeker hastalarının kan ve idrarında beta-hidroksibütirik asit'in arttığını da bilmek lazım.